Silk and Cashmere kurucusu: Yaratıcı fikirler üretmenin zamanı

Silk and Cashmere kurucusu: Yaratıcı fikirler üretmenin zamanı

Silk and Cashmere Kurucusu Ayşen Zamanpur Ekonomi Gazetecileri Derneği #evdekal sohbetlerinde Sunbera Danışmanlık Ajans Başkanı Ayşegül Sünbül’ün canlı yayın konuğu oldu. Zamanpur, Silk and Cashmere marka yolculuğundan, yönetim sistemlerine, ikinci kuşak yönetim devrinden, girişimcilere tavsiyelerine, ve covid sürecinde parkendeden, girişimcilere tavsiyelere kadar önemli mesajlar verdi.

“Morali bozmadan , yaratıcı fikirler üretmenin zamanı ”

Tutku ve azim ile dünyanın bir ucunda kaşmir ve ipeğin peşine düşerek onu işleyen ; bununla da kalmayıp evrensel ama özgün koleksiyonları ile fark yaratarak Silk and Cashmere markasını sektöre kazandıran ‘iş insanı’ Ayşen Zamanpur; şu anda yaklaşık 26 ülkede 200 satış noktası bulunan markanın hikayesinden , dünyayı sarsan Corona salgını sürecini nasıl yönettiğine kadar birçok konuya değindi.

Silk and Cashmere Kurucusu Ayşen Zamanpur

Ayşen Zamanpur ” Biz ipek ve kaşmir konusunda ulaşılabilir lüks bir kaşmir markasının olmadığını fark ettik.Eşim Çin’de iş yapıyordu.Ben de defalarca peşine takılıp gittim. İpek oradaydı, kaşmir oradaydı. 1992’lerde İç Moğolistan’a, Capra Hircus denilen dünyanın en kaliteli kaşmirini üreten keçilerin ve ipek kozalarının anavatanına gittik. Girişimlerimize başladık. Sonrasında Rusya’nın parçalanmasından sonra Çin’in kaosa dönüşeceğini korkunç bir çöküş yaşayacağını söylediler.Biz risk aldık , girişimimize devam ettik. Bu riski iyi ki de almışız. Hayatta en büyük risk hiç risk almamaktır.”

Kaotik bir süreçte ciddi riskler alarak bugün önemli bir markanın sahibisiniz. Markanızın oluşum hikayesinden bahseder misiniz?

Biz ipek ve kaşmir konusunda ulaşılabilir lüks bir kaşmir markasının olmadığını fark ettik.Eşim  Çin’de  iş yapıyordu.Ben de defalarca peşine takılıp gittim. İpek oradaydı, kaşmir oradaydı. 1992’lerde İç Moğolistan’a, Capra Hircus denilen dünyanın en kaliteli kaşmirini üreten keçilerin ve ipek kozalarının anavatanına gittik. Girişimlerimize başladık.Sonrasında Rusya’nın parçalanmasından sonra Çin’in kaosa dönüşeceğini korkunç bir çöküş yaşayacağını söylediler.Biz risk aldık , girişimimize devam ettik. Bu riski iyi ki de almışız. Hayatta en büyük risk hiç risk almamaktır.

.Şirket yönetimini ikinci kuşağa devrettiniz. Bu süreci anlatır mısınız? 

Açıkçası genç nesillere gerçekten çok güveniyorum. Bizler tecrübeliyiz . Ama tecrübenin  birçok faydası kadar tehlikeli tarafı da var. ‘Biz bunu biliriz’ deyince değişimin önünde durma korkusu yaşayabiliyorsunuz.Bunu çok gördüm dünyada. Ben her şeyi bilirim hem genç hem bunu diyen  için ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkarabiliyor. Çok şanslıyım ki iki çocuğum da işimizi severek kabul ettiler. Sonuçta  başka bir iş alanında olmayı da tercih edebilirlerdi.

İkinci nesile güvenmek dediniz. Bunun başarılı örnekleri çok az. Şu anki adaptasyon süreci nasıl?Kariyer hedeflerinde hep var mıydı Silk and Cashmere?

Üniversiteyi bitirdikten sonra ikisi de Amerika’da bir başka şirkette çalıştılar.Kurumsal deneyim elde ettiler.Sonrasında şirkete geldiler.Onlar şirkete gelmeyi tercih ettiler. Oğlum Ferhat ucundan kıyısından girdi işe. Online kısmımızla ilgilenerek , sekreterin yanındaki masada kendini çok ciddi ispatladı.Kızım  Yasemin de bütün departmanlarda çalışıp deneyim  kazanarak belli bir deneyime sahip oldu. Ferhat ve Yasemin gibi profesyonel anlamda iki elemanım da olsa onlara da bu şansı verirdim. 

İş hayatına özgün duruşunuzla ,yönetim modelinizle birçok hikaye, birçok söz eklettiniz. Bunlardan en önemlilerinden biri de ‘iş insanı’ sözcüğünü kabullendirmekti. Bu hikayenizden de bahseder misiniz? 

Yeni girişimci iken önemli bir ödül aldım. Fakat ödülün üzerinde ‘iş adamı’ yazıyordu. Ben burada neden iş insanı yazmıyor dedim. Normal kategoride iş adamı yazıyor dediler. O günden  sonra yavaş yavaş başlayarak ve mikrofon bana verildiğinde abartarak her fırsatı kullandım. Şimdi birçok mercide ‘iş insanı’ terimini kabullendirdik. 

Perakende sektörüne önemli katkılar sağlayan ‘Black friday’ de sizinle hayatımıza girdi. Bu gençlerin projesi miydi?

Evet. Ferhat Zamanpur 2012 yılında   Amerika’da araştırdı ve ülkemizde uygulanması gerektiğini söyledi.Ben karşı çıkmıştım. Ama üzerinde o kadar çalışmış ki ; Ferhat’ın bize inandırma süreci uzun sürdü. Uyguladığımız ilk black friday çok başarılydı. İlk yıl perakendeciler karşı çıktı ama üçüncü yılında tüm perakende markaları dahil oldu. Black dememizdeki neden de kırmızı rakamların siyaha dönüşmesi. Hatta bazı perakendeciler yaza da bir şey bulsanız dediler.

Perakendeden bahsetmişken içinde bulunduğumuz salgın süreci  sizin markanızı nasıl etkiledi?

Biz iki  saat mağaza kapanıyor diye üzülen perakendecileriz. 18 Mart’ ta ilk mağaza kapatanlardan biri bizdik. Hükümetten güzel destekler var ama bazı bankalar bu destekleri çeşitli nedenlerden uygulamıyor. Verilen vaatlerin uygulanma süreci çok sağlıklı değil. Bu çarkın dönmesi ve katma değer yaratmamız lazım. Bizim tek derdimiz mağazalar açılana kadar bizler ayakta kalabilelim. Yoksa çok fazla perakendeci bu süreçte yok olabilir ve bunun geri dönüşü yok.

Artık dijital alanda iş modelleri yoğunluk kazandı. Sizin e-ticaret satışınız zaten vardı. Orada yeni bir aksiyon, planlama var mı?

E-ticaret yeni nesil yöneticilerimizin çok üstüne düşmesiyle hayata geçirildi.E- ticaretin tüm ciromuza oranı yüzde 11.4. Bu ortalamanın çok üzerinde.Orası mağazalarımız kapalıyken bize katkıda bulunuyor.  E-ticareti geliştirme konusunda daha da kararlıyız. Artık süreç bunu kaçınılmaz kılıyor.

Son olarak bu karantina süreci sizi nasıl etkiledi? Bu süreci nasıl değerlendirmeliyiz. İş insanı olarak siz neler yapıyorsunuz, biz neler yapmalıyız?

Dünyada hep adapte olup ayakta kalan hayatını devam ettirmiş.Biz bundan önceki yaşadıklarımızda iyi adaptasyonu öğrendik. Bütün iş dünyası ,bu corona da eğer çok fazla sürmezse muhakkak yine maça başlayacağız diye düşünüyoruz. Gençler homeoffice is alanında çok güzel sistemler kurdular. Güzel bir ekip çalışması yapıyorlar. Ama biz müşterilerimizi özlüyoruz. Yeni sezon heyecanını. Perakendenin o canlı cıvıl cıvıl halini çok özledik. Teşviklerin biriktirilmeden adaletli bir şekilde verilmesi markaların ayakta kalmasını sağlar. Buna gerçekten çok ihtiyacımız var.

Ben moral bozmamaya çok inanırım.İyimser bakış açısı insana hiç bir şey kaybettirmez. Aptallık değildir bu. Dünya neler atlatmış bu da geçecek. Önlemlerimizin hepsini alacağız.Hobilerimize sarılacağız. İşimize , home office devam edeceğiz. Söylemek ve söylenmek arasında fark var. Şikayeti bırakıp elimizden gelen her şeyi yapacağız.Morali iyi tutmak önemli. Yapılan planları revize etmek için çalışacağız ve yaratıcı fikirler üreteceğiz.Kötülüğü yaymayacağız.  

Google+ Linkedin