Pandemi Bittiği Gün Nasıl Bir Dünyaya Uyanacağız? – 2

Pandemi Bittiği Gün Nasıl Bir Dünyaya Uyanacağız? – 2

Danışman & Eğitmen & Yazar Mete Taştan yazdı…

 “Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır.” demiş İskoç kimyacı ve fizikçi James Dewar. Haydi, bu yazımızda biraz paraşütleri açalım! İlkini Mart sonu yayınlamış olduğum yazımın devamı niteliğindeki bu yazımda da Pandemi sonrasında bizleri nelerin beklediğine, nasıl bir dünyaya uyanacağımıza, uluslararası ilişkilerden iş hayatına, sosyal hayattan ticarete, üretimden tüketime vb. gibi birçok alandaki olası değişim ve gelişimlere odaklanacağız.

Her ne kadar olayların bu denli ‘hiç hesapta yoktu’ türünden gelişiyor olması Tarihi, yolundan ve tanınmış şablonlardan çıkardı. Daha uzun ve orta vadede gerçekleşmesini beklediğimiz birçok olayın artık daha yakın zamanda gerçekleşeceğini öngördüğümüzü düşünürsek, bu tanımlanamayan şablonların çapını, etkisini, vektörünü -belirsizliği belirliliğe çevirmek adına- daha da süratli saptamak isteyeceğiz.

Öyleyse, şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Bir kısmı hemen diğer kısmı ondan daha hemen gerçekleşecek olan mega değişimler, gelişmeler ve dönüşümler 21. Yüzyılın geri kalan bölümünün, ilk 20 yılından daha karmaşık, daha fazla kutuplaşmış ve insanoğlunun daha fazla barbarlığa başvuracağı bir dönem olabileceği ihtimalidir. İnsanlık elindeki ve pandemi sonrası eline geçecek yeni baltalar sayesinde daha fazla vahşi ve savaşkan olabilir! 

Başka bir deyişle, Pandemi’nin uzun sürmesi (1-1,5 yıl) durumunda ortaya çıkacak çaresizlik, kıtlık, kutuplaşma, ayrışma, suçlama vb. gibi tetiklemeler insanlığı hiç istemediğimiz geniş katılımlı bir savaş ortamına sürükleyebilir. Unutmayalım ki; Sömürgecilik yarışı I. Dünya Savaşı’nı; I. Dünya Savaşı 1929 Büyük Buhranı’nı; Büyük Buhran II. Dünya Savaşı’nı; II. Dünya Savaşı’nın hemen ardındaki güç ve politika mücadelesi ise Soğuk Savaş Dönemini doğurmuştu. Umarım bu sefer böyle olmaz.

Tekerleğin Bulunması, Yazının İcadı, Kavimler Göçü, İstanbul’un Fethi, Rönesans ve Reform,  Buhar Makinesinin İcadı, Amerika’nın Keşfi, Fransız İhtilali, İmparatorlukların Çöküşü, Türk Kurtuluş Savaşı, İsrail’in Kuruluşu, Dünya Savaşları, Atom Bombası ve Nükleer Silahlanma, Soğuk Savaşı Dönemi, Bilgisayar ve İnternetin İcadı, Endüstri 4.0, Yapay Zeka vb. gibi tarihe yön veren olayların birbirini tetikleyen gelişmeler sarmalı olduğunu hepimiz biliriz. Pandemi’nin de öyle yenilir yutulur az bir olay olmadığını birçoğumuz artık anlamış durumda. Pandemi sonrasında Dünya yeni bir sürecin içine girecektir. Pandemi belki tek başına bir çağı kapatıp bir çağı açamayabilir ama sonrasında yaşanacak şablonlar ve konuşlanmalar insanlığı yeni bir çağa geri dönülemez bir hızla sokacaktır. 

Peki bu yeni çağda bizleri bekleyen muhtemel gelişmeler neler?

Kısa kısa izah etmeye çalıştım.

  • Şu an itibariyle kısmen de olsa bir ‘Güçlerin Düşüşü’ ve ‘Güçlerin Yükselişi’ evresindeyiz. Bu düşüş ve yükseliş sabahtan akşama diye tabir edilen bir zaman diliminde olmasa da 5-10 yıl içinde kendini gösterecek. Örneğin, ABD ve AB’nin gitgide zayıfladığına şahit olan dünya 2020-2030 aralığında Çin, Hindistan, Rusya, Brezilya, Arjantin, Meksika, Türkiye gibi güçlerin sadece askeri alanda değil siyasi ve ekonomik alanda da birlikte ve/ya ayrı ayrı güç odakları haline geleceğini göreceğiz.
  • Özellikle AB’nin ne kadar kâğıttan bir kale olduğunu, nimette birliğin külfette birliğe yansımadığınıPandemi süresince açık bir şekilde gördük. İngiltere’nin AB’den proaktif çıkış eylemi AB’nin aslında Pandemi bittiğinde nasıl şekil alacağının ipuçlarını bize veriyor. Kanımca, AB’yi Pandemi sonrası dağılmaya bile götürecek çok zor günler bekliyor. BM kendi işleyişi içinde yapısal reformlara imza atacak. 
  • Yine öte yandan, dünya nüfusunun % 60’nın yaşadığı Asya kıtasının devletleri aynı oranda ekonomi, teknoloji, güç ve politikada ağırlık koymaya başlayacaklar. Nitelik ve Nicelik savaşlarında yeni bir dönem açılıyor! 
  • Hiç şüphesiz ki Sanayi Devrimleri tarihimizin en önemli mega değişim yaratan süreçleridir. Sanayi Devrimlerine bakıldığında devrimlerin aralarında ortalama 60-70 yıllık bir zaman farkı olduğunu görürüz. Pandemi sonrası önümüzdeki 50 yıl içinde mega değişim ve dönüşümleri beraberinde getirecek Endüstri 5.0, 6.0 ve 7.0’ı 10-15 yıl aralıklarla görebiliriz. Bir ömre 3-4 sanayi devrimi sığabilir. Y ve Z Kuşakları çok şanslılar!
  • Pandemi sonrasında kuvvetle muhtemel yeni siyasal/politikal akımlar ve düşünce akımları ortaya çıkabilir. Çünkü her sorundan sonra mutlaka yeni çözümler, yeni arayışlar ve akımlar ortaya çıkmıştır. Çözüm, sorunun bağrında yetişir çoğu zaman. Dolayısıyla, salgınlar, savaşlar, göçler, bunalımlar, krizler vb. gibi küresel olaylar insanlık tarihine ve medeniyet gelişimine her zaman yön vermiştir. Nasıl ki Ortaçağ’dan sonra Aydınlanma, Sanayileşmeyle beraber Sömürgecilik, Fransız İhtilali’nden sonra Liberalizm, Milliyetçilik ve Sosyalizm ortaya çıkmışsa Pandemi’den sonra da bir takım inovatif ve reaktif akımlar ortaya çıkacaktır. 
  • Kanaatimce, Küreselleşmenin sonunun başlangıcındayız. Batılı zengin ülkeler yaşayış biçimini ve değerlerini sorgulayacaklar. Aydınlanma, Sanayileşme, Sömürgecilik, Keşif, İcat, Para ile beraber oluşan Güç İstenci, Zeka, Ekonomi, Teknoloji, Bireyselcilik, Bencillik, Ötekileştirme, Irkçılık, Silahlanma, Sınırsız Üretim, Sınırsız Tüketim kodları yeryüzünü yaşanılamaz hale getirdi. Dolayısıyla son 250 yıldır şeytani taraf fena gelişti. İnsan fıtratına uygun olmayan birçok şey empoze edildi. Kalplerinde bir açlık, ruhlarında daha fazla bir açlık oluştu. Sadece ‘her ne pahasına olursa olsun başarı ve kazanma odaklı’ olundu. Tek ayak üstünde durmaya çalıştık. Tinsel taraf çok zayıf kaldı. Dolayısıyla, Doğu’nun değerleri bu dönemde yükselişe geçecek. İnsani taraf efsanesi geri dönecek. Böylece insan dengesine kavuşacak. Anlam ve hakikat arayıcılık artacak. Dünyaya anlam verememe problemi çeken dimağlar için fırsat yılları yaklaşmakta.
  • Pandemi sonrası yeni dünya da insanoğlu ‘önemli olana değil kıymetli olana değer vermeye başlayacak.’ İnsanoğlu; mal, mülk, para, makam, mevki, şan, şöhret, gösteriş gibi önemliler yerine sağlık, temizlik, empati, mutluluk, güven, sevgi, aile, dost, hoşgörü, yardım etme hissi vb. gibi kıymetlileri hayatının merkezine çekecek.
  • Yükselecek akımlar arasında ‘Kolektivizm’ başta gelecek. İnsanlık ayrılıp yok etmekten vazgeçip, birleşip var etmeye çalışacak. Ülkeler her alanda kendi kalkınmalarını sağlayacak politikalara imza atacaklar. Anlaşılacağı üzere ‘Milli Ekonomilerin’ yükselişine şahit olacağız. Bu da daha yaratıcı ve icatçı bir dünyanın kapılarını bizlere açacak. 
  • Yükselecek küresel davranış trendlerinden bir tanesi de ‘Rekaberlik’ akımı olacak düşüncesindeyim. Rekaberlik kavramını kısaca şu şekilde açıklayabiliriz: “Normal koşullar altında bir biri ile rekabet eden tarafların ortak çıkarları için belli koşullara bağlı olarak işbirliği yapması durumu.” Bunu şu an yaşamıyor muyuz? Covid-19’a karşı bilgi, ilaç, kaynak vb. paylaşımı. Sadece tehlike ve tehditler karşısında değil Rekaberlik süreci bilimin gelişmesi, çareler üretilmesi, yaşamın kolaylaştırılması, üretimin artırılması, ticaretin geliştirilmesi, kültürlerarası iletişim gibi birçok farklı alanda kendini göstereceğe benziyor. 
  • Göçmen sorununa çözümler için ciddi adımların atılacağını göreceğiz bu yeni dönemde. Çünkü Batı yaşanılan her sorunun Bumerang gibi kendisine mutlaka geri döneceğini idrak etti. Sınırlarını nereye kadar kapatabilir ki? Özellikle göçün durması ve göç edenlerin ülkelerine dönmeleri için eskisinden daha mantıklı ve sahici adımlar atacaklar. Çatışma yaşayan ülkelerde ve bölgelerde barışın tesisi için daha fazla rol üstlenecekler. Başka bir deyişle, Batılı zengin ülkeler kendi hayatlarını korumanın, sağlıklı ve güvenli bir şekilde yaşamanın formülünün ötekinin hayatına kastetmemek olduğunu dibine kadar anladılar. 
  • Pandemi süreci uzarsa ticarette takas yöntemi belli süreliğine revaçta olabilir.  
  • Mesleklerde robotlaşma oranı artacak. Pandemi ‘Yapay Zeka’nın iş ve sosyal hayata müdahalesini hızlandıracağa benziyor. ‘Hayatı Koruma’ teknolojileri, dokunmatik yerine konuşmatik teknolojileri daha çok tercih edilecek. Mesleklerdeki robotlaşma ile beraber 2025-2035 döneminde bankada kasada çalışanlar, resepsiyonistler, danışmada görevliler, süpermarketlerde çalışanlar, taksi şoförleri, güvenlik ve temizlik görevlileri, aşçılar vb. gibi çalışanları ciddi işsizlik sorunları bekliyor olacak. Robotlaşma sadece mavi yakayı değil beyaz yakayı da ciddi tehdit eder duruma gelecek. 
  • İş hayatında her sektörde olmak yerine bir sektörde çok iyi olma dönemine merhaba diyeceğiz. Bu durumu şu şekilde özetleyebiliriz: çok kitap okuyacağına, çok iyi birkaç kitabı çok oku. 
  • İş hayatı şu 4 şeyin üzerinde yükselmeye devam edecek: ‘Denetim, Tasarruf, İnovasyon, Verimlilik.’ Şirketlerde ‘Akıllı Tasarruf Komiteleri’ kurulabilir.
  • Son 4 ayda büyük çaplı şirketlerden 1700 CEO istifa etti, görevinden ayrıldı. Neyi gördüler, neden bırakıp gittiler? 2015 yılında şirketlerin Liderlik eğitim ve akademilerine 350 milyar dolar harcadıklarını biliyoruz. Bu her geçen yıl katlanarak artıyor. Liderlik kavramını yeniden ele alacağız. Kalıcı, kurtarıcı, kurucu ve birleştirici liderler genelde buhran zamanlarında ortaya çıkmıştır. Bırakıp gidenlerin değil kalıp savaşanların liderliği önem kazanacak. Salon generali tipi liderler değil saha komutanı ‘Savaşkan Liderlik’ tipi ön plana çıkacak. Artık şirketler tarih, coğrafya ve antropoloji bilmeyenden yönetici yapmayabilirler.
  • Pandemi’den sonra en az 2 yıl Küresel Rehabilitasyon Süreci yaşayacağız. Tıp, Psikoloji ve Sosyoloji ilminin inanılmaz yükselişine şahit olacağız. İş hayatında şirketler sadece salon eğitimleri değil doğada, şehirde ve evde hayatta kalma becerileri eğitimlerine de yönelebilirler.

Güneşin doğduğu yerden battığı yere doğru saldırgan bir virüs seyrüsefer yapmakta. Geçtiği yerleri tarumar eden virüs özellikle Kuzey ve Güney’in tam ortasını ciğerinden vurarak ilerliyor. 100.000 yıl önce dışardaki korkunç soğuktan ve vahşi hayvanlardan korunmak için karanlık mağaralarında saklanan insanoğlu, bugün de vahşi bir virüsten korunmak için ‘konfor bölgesine’ yani aydınlık mağarasına sığınmış durumda. 

1923 yılında Nobel Fizik Ödülü sahibi Robert Millikan, “İnsanoğlu atomun gücünden hiçbir zaman kendi amaçları için yararlanmayacak” demişti. Bu kadar eğitimli, bilgili ve ödüllü bir insanı böyle büyük bir hata yapmaya iten şey neydi? Çünkü insanoğlu elektronları bilgisayar adı verilen araçlar sayesinde kullanmaya başlamıştı. Umarım Pandemi’den sonra insanoğlu icat ettiği şeyleri ve keşfettiği yerleri kendi amaçları için, sağlık, barış için, adalet ve hoşgörü için kullanır ve dünyamız daha yaşanılabilir bir yer haline tekrardan gelir. 

Unutmayalım ki; Gelecek onun için kaygı duyanlara, çalışan ve üretenlere daha çok göz kırpıyor. Çaykovski’nin dediği gibi: “İlham bir misafirdir, tembelleri ziyaret etmez.”

Mete Taştan

Danışman & Eğitmen & Yazar

Google+ Linkedin